Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev Hayat’tır…

Ercan Çakır; “Sayın Semih Tufan Gülaltay’ın ve onun çevresindeki kadroların, Cumhurbaşkanı olmayı düşleyen Recep Tayyip Erdoğan ve çevresini rahatsız ettiği tartışmasızdır. Ulusal Birlik Hareketi Platformu her türlü engellemelere rağmen liderinin öngördüğü yolda mücadelesine devam edecektir” dedi.     Geçtiğimiz hafta Ulusal Birlik Hareketi Platformu Başkanı Semih Tufan Gülaltay’ın gözaltına alınmasıyla ilgili olarak değerlendirmede bulunan Ulusal Birlik Hareketi Platformu Silivri Sorumlusu Ercan Çakır, olayı kınadığını bildiren bir basın açıklaması yaptı. Yaptığı yazılı açıklamada; ““Sayın Semih Tufan Gülaltay’ın ve onun çevresindeki kadroların, Cumhurbaşkanı olmayı düşleyen Recep Tayyip Erdoğan ve çevresini rahatsız ettiği tartışmasızdır” sözlerine yer veren Çakır, Ulusal Birlik Hareketi Platformu’nun, her türlü engellemelere rağmen liderinin öngördüğü yolda mücadelesine devam edeceğini ifade etti.     Ulusal Birlik Hareketi Platformu Silivri Sorumlusu Ercan Çakır, basın bildirisinde şu sözlere yer verdi: “Ulusal Birlik Hareketi Platformu Başkanı Sayın Semih Tufan Gülaltay’ın 2 Nisan 2007 saat 05.30’da gözaltına alınması ile Türkiye’de yaygınlaştırılan demokratik mücadeleye vurulmak istenen bir darbe olarak yorumluyoruz. Gerçekle hiçbir biçimde ilgi ve alakası olmadığı halde kendisini bir demokratik kuruluş lideri olarak değil, organize suç örgütüymüşçesine kamuoyuna tanıtma çabalarına hiçbir biçimde izin vermemekte kararlıyız.     Sayın Semih Tufan Gülaltay’ın ve onun çevresindeki kadroların, Cumhurbaşkanı olmayı düşleyen Recep Tayyip Erdoğan ve çevresini rahatsız ettiği tartışmasızdır. Cumhurbaşkanı seçimlerine 1 ay kala böyle bir operasyonun yapılması ve adının da “piyon” operasyonu konulması son derece manidardır. Anlaşılan odur ki kalan bir aylık periyotta halkımız ve muhalif güçlerin liderlerini de başka fil, kale, vezir operasyonları beklemektedir”

13 Nisan 2007 tarihinde Değişim Gazetesi’nde bu röportajım yayımlanmış. O tarihlerden bugünleri gördük, planları gördük ama halkımız doğruyu göremedi, zaten tebaa olmaya alışmış bir toplumuz, demokrasiyi de tek adam rejimine adeta tersine evirerek, ileri demokrasiye geçtik. Piyon operasyonlarından sonra, Ergenekon-Balyoz davalarıyla da uğraştık, gerçek vatanseverler yıllarca esir yaşadılar.

“Yolumuza devam edeceğiz” Ercan Çakır, basın açıklamasına şöyle devam etti. “Türk tarihi üzerine dokuz kitap yazacak kadar entelektüel bir çete reisi dünyada görülmemiştir. Bu ve benzeri saldırıların Sayın Semih Tufan Gülaltay’a hangi güç odaklarınca tezgâhlandığını anlamak için gece gündüz hangi organların maksatlı yayın yaptığına bakmak yeterlidir. Bu nedenle yapılan operasyonu şiddetle kınıyoruz. Sayın Semih Tufan Gülaltay’ı terörle mücadelede sorgulamak yerine organize şubede sorgulayarak bir siyasal önderi çete lideri gibi lanse etmek, kamuoyu nezdinde küçültmek mümkün olmayacaktır. Ulusal Birlik Hareketi Platformu her türlü engellemelere rağmen liderinin öngördüğü yolda mücadelesine devam edecektir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en kritik dönemece girdiğimiz şu günlerde yüzden fazla dernek, oda ve oluşumun bir araya gelerek oluşturduğu platformun başkanı Sayın Semih Tufan Gülaltay gözlem altına alınmıştır. Elbette ki bu göz altıyı siyasal bir nedene dayandırmanın yükünün sonuçlarını kestirenler en bilindik yolu seçerek şahsını çete lideri olmak suçlamasıyla yaralamak yolunu seçmişlerdir. Semih Tufan Gülaltay Türk tarih felsefesi ve etimolojisi konusunda dokuz kitap yazmış, ekonomik varlığı atalarından gelen hayatında kara para kazanmaya hiç gereksinimi olmamış, otuz altı senedir aynı semtte oturan dürüst ve namuslu bir aile babasıdır. Semih Tufan Gülaltay; Türkiye’de büyük tartışmalar koparan “Fetullah Müslüman mı” isimli bilimsel çalışmasından dolayı bu çevrelerin düşmanlığını kazanmıştır. Şahsının adı geçen zatı hiç tanımadığı, hiçbir şahsi husumetinin olmadığı ve olamayacağı da tartışılmaz bir gerçektir. Ancak bu kitabın yayımlanması ile birlikte bu çevrenin ve sahibi oldukları medyanın boy hedefi haline gelmekten de kurtulamamıştır. Türkiye’de ilk defa adının bile Fethullah değil Fetullah olduğu bu kitap sayesinde ortaya çıkmıştır. Halen Fetullah Gülen’in hangi sıfatla papa ile görüştüğünü, iktidara aday parti liderlerinin bu şahısla ilişkiye geçtiklerini, her gün Irak’ta onlarca Müslüman ölürken Amerika ve CIA tarafından el üstünde tutularak korunduğu gizli sahibi bulunduğu yayın organlarından netleştirilmiş de değildir. Sevdiceğiniz, hocaefendinizin aslında büyük bir vatan haini ve ajan olduğunu halkımız geç te olsa gördü ama iş işten geçiyor, geri dönülmez buhranlara giriyoruz, tek adamın tabiriyle “Atı alan Üsküdar’ı geçiyor.”

“Yoksul halk çocuklarının lideri” Ercan Çakır, açıklamasına şöyle devam etti: “Semih Tufan Gülaltay yılda 25 milyar dolar cirosu bulunan bir zenginler kulübünün değil yoksul halk çocuklarının sahip çıktığı Türkçü bir hareketin lideridir. Kendisine karşı kurulan komplonun her aşamasından haberi olduğu halde yapmadığını bildiği eylemlerin üzerine atılmasına gülüp geçecek kadar da yiğit bir vatan evladıdır. Akın Birdal suikastına azmettirmek, T.İ.T. lideri olmak suçlamalarıyla sırtında 19 yıl 4 ay infazı olmasına rağmen iktidara karşı Mustafa Kemal Atatürk’ü rehber alması O’nun korkusuzluğunun en büyük göstergesidir. Semih Tufan Gülaltay üstünde Demokles’in Kılıcı gibi bu infaz sallanırken çete kurmayı düşünmeyecek kadar akıllı, onurlu ve paraya gereksinimi olmayan bir şahsiyettir. Asıl gıpta edilen bütün kadrolarının şahsına ve davasına olan sonsuz inanç ve bağlılıklarında yatmaktadır.   Sayın Semih Tufan Gülaltay, Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetin Atamızın gösterdiği yolda ve emanet ettiği haliyle sürme savaşının sembolüdür. İsmi ve mafioso örgütlenmelerin ilişkilendirilmesi onurunu ve direncini kırmayı amaçlayan trajikomik bir saldırıdan başka bir şey değildir. Bu sadece kendisini kamuoyuna öyle tanıtmak isteyenlerin bir temennisi olarak kalacaktır.”

Siyasal islamın Atatürk düşmanlığı dillere destandır; seçim zamanları bir ellerinde Kuran, dillerinde “Gazi, Gazi!” der dururlar. Atatürk; 20.yy. ın büyük dâhilerindendir ve ne kadar şanslıyız ki Türk halkına “O” da güvenmiş, kurtuluş mücadelesini başlatmıştır. Bugün hala umut var; uyanışlar var çünkü, öğrencilerimiz imam-hatip lisesinde, siyasal islamın adeta kalesinde Onuncu Yıl Marşını hep bir ağızdan okuyup, dedeleri asılanları kuyruk acısıyla protokolden kaldırıp, kaçırdılar. Yine bu genç kuşaktan nice Mustafa Kemaller çıkacak, inanıyorum. 

“Kamuoyu değerlendirecektir” Ulusal Birlik Hareketi Platformu Silivri Sorumlusu Ercan Çakır, basın açıklamasını şu şekilde tamamladı: “Sayın Semih Tufan Gülaltay medya çıkan haberlere göre Telekom ihalesini almak amacıyla pek çok ünlü paşayla görüşmelerde bulunmuş ise 3,8. Milyar Dolarlık ihaleye girebilecek kadar güçlü birinin çek senet tahsilâtına gerek duyması zaten mümkün değildir. Sayın Semih tufan Gülaltay’a karşı operasyon yapıldığı sırada eş zamanlı olarak Sabah Gazetesine de el konulmuş olması siyasal iktidarın tüm muhalif güçleri sindirerek Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı yolunda en önemli gördüğü iki muhalifi eş zamanlı tasfiyesini Türk kamuoyu gözden kaçırmayacaktır.”

Sabah gazetesi, hükümetin baş borazanı haline getirildi; halkımız her gün emekliye müjde, memura ek gösterge, kaynaklarımızı 2023’te çıkaracağız yalanlarını okuyor, 7/24 a haber izliyor, “Almanya bizi kıskanıyor!” Sevgili gençler, büyüklerinizi bu gafletten uyandırın artık. Semih Tufan Bey, tekrar beraat etti, 2021’de de tutuklanmış ve hemen tahliye edilmişti, yıllar gelip geçiyor siyasal islamın gerçek vatanseverler ile Atatürkçüler ile hesabı bitmiyor.

Saygılarımla

  • Dogecoin
Scan to Donate Dogecoin to DNox82jQRtxyeXEEdn9pF8rSDv4vRugfZF

Bizi Dogecoin ile destekleyin!

Silivri'nin Sesi hiçbir siyasi partiden ve siyasetçiden ilan ve para almamaktadır. Bağımsız yerel haberciliğin devamı için bize Dogecoin bağışlayarak destek olabilirsiniz.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

F-CIA’NIN HEDEFE KOYDUĞU İLK ASKER

Veli Paşa’yı önce paçavra gazetelerinde linç ettiler. Susurluk komisyonuna çağrıldı ama gitmedi…

XXI. ASIR YÜKSEK BİLİM SANAYİ TEKNOLOJİ YARIŞINDA; POLİTİKA VE STRATEJİ NASIL OLMALIDIR?

Tarihten bugüne 200 000 yıllık insanlık tarihinde doğru ve yanlışın mücadelesi ile…

BÜYÜK DAHİ ATATÜRK’TEN SONRA, 84 YIL KAN KAYBEDEN TÜRKİYE NASIL KURTULUR?

10 Kasım 1938, Atatürk’ün bu dünyadan ayrılmasını müteakip, 3700 Atatürk yanlısı yönetimden…

BİZ KİM MİYİZ?

Biz; Anadolu’da OĞUZ’ uz, Orta Asya bozkırlarında KIPÇAK, Doğu Türkistan’da KARLUK’ uz.…

HAYIR!

Dün “HAYIR” dedik, düşmanı defettik. Dün “HAYIR” dedik, işgali bitirdik. Dün “HAYIR”…

BİR HİKAYE BİR DERS

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.Meşrebin usulünce bundan sonra her…

HOCALI KATLİAMI TANINMALI

Hocalı Katliamı’ na dikkat çekmek istiyorum. Bütün dünyanın sözde Ermeni Soykırımı yalanı…

HOCALI’DA NELER YAŞANDI?

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki…

İSTİNAF MAHKEMELERİ

Hukuk, ekonomi modelleri, insan hakları konularında birbiriyle yarışan gelişmiş ülkelerin uygulamalarından biri…