Hocalı Katliamı’ na dikkat çekmek istiyorum. Bütün dünyanın sözde Ermeni Soykırımı yalanı ile Türkiye’ yi toprak ve tazminat vermeye zorlamaya çalıştığını ancak Ermeniler’ in yaptığı üstelik yakın tarihte kayıt altına alınan Hocalı Katliamı’ nın kimsenin aklına gelmediğini söylemek istiyorum “Ermeni Soykırımı emperyalist bir yalandır. Ancak Hocalı Katliamı belgeli, tanıklı bir gerçektir. Batı ülkeleri yürekleri yetiyorsa Hocalı’ yı tanısınlar.”

Ermenistan’ın işgali altında bulunan Dağlık Karabağ bölgesinde 26 Şubat 1992’de neler olmuştu?… Azeriler tarafından ‘Kafkasların Milosevic’ i; Ermeniler tarafından ‘Karabağ Kahramanı’ olarak nitelenen günümüzün Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ ın direktifleriyle Ermeni silahlı güçleri tarafından, hem de uluslararası basının gözleri önünde Hocalı’ da gerçekleşen ‘Azeri Soykırımı’nı bugün kaçımız hatırlıyor?…

Taşnak ve Ermeni diasporasının büyük desteğiyle, Nisan 1998’de iktidara geçen Koçaryan, Hocalı katliamının mimarlarından olduğunu unutmuş olmalı ki, ilk iş olarak Türkiye’ye yönelik sözde ‘soykırım’ iddialarının dünya üzerinde tanınması Ermenistan’ın en önemli dış politika hedeflerinden biridir.

Oysa, bizi mesnetsiz iddialarla suçlayanlar; ‘Büyük Ermenistan’ hayalini gerçekleştirmek uğruna, tek suçları Ermenilerin nüfusça yoğunlukta olduğu Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde yaşamak olan Azerilere bakın neler yaptılar.

Babası gözleri önünde öldürülen ve katliam sırasında 8 yaşında olan Hezangül Emirova, olay günü Ermeni askerlerin babasını önce bir ağaca bağladığını söylüyor, “Sonra Ermeni askerler, babamdan, Karabağ’ın Ermeni toprağı olduğunu söylemesini istedi. Babamın ‘3 çocuğum var, üçünü de öldürseniz söylemem.’ demesi üzerine Ermeni askerleri babamın üzerine benzin dökerek onu diri diri yaktılar.” diyor gözleri yaşlı.

Üstelik, yabancı basın da olayları gözlemlemiş…Temmuz 1995’te Srebrenitsa’ da olduğu gibi…3 Mart 1992’de BBC1 Morning News saat 07.37 yayınında durumu şöyle aksettirmiş; “Canlı yayın muhabirimiz yüzden fazla Azeri erkek, kadın ve bebek dahil olmak üzere çocuk cesetleri gördüğünü ve bunların başlarına yakın mesafeden ateş edilerek öldürüldüğünü rapor ediyor.”

16 Mart 1992 tarihli Newsweek’te Pascal Privat ve Steve Le Vine tarafından hazırlanan haberde katliam şu şekilde yansıtılmış: “Geçtiğimiz hafta Azerbaycan yine bir morgun mahzeni gibiydi; bir caminin arkasına geçici olarak kurulmuş morga sürüklenerek getirilmiş düzinelerce ceset ve yas tutan mülteciler… Bunlar 25 ve 26 Subat tarihinde Ermeni kuvvetleri tarafından istila edilen Yukarı Karabağ bölgesindeki Hocalı köyünün Azeri sakinleriydi. Cesetlerin çoğu kaçmaya çalışırken yakın mesafeden vurulmuştu, bazılarının yüzleri paramparça idi, bazılarının kafa derileri yüzülmüştü…”

Bugün sadece bir avuç Azeri’nin “Unutmadık!”, “Unutturmayacağız!” çığlıklarını kim duyuyor ki? Halbuki, üzerinden sadece 30 yıl geçmiş, sanki 130 yıl geçmiş gibi, unutuldu bile…Biz, gündeme oturan taze katliam haberlerini izlerken, vahşete tanık olanların ‘o gece’ yi unutması mümkün değil …

Hocalı katliamına tanık olan ve daha sonra Beyrut’a yerleşen Ermeni gazeteci Daud Kheyriyan, ‘For the Sake of Cross’ (Haçın Hatırı İçin) isimli kitabında (Sayfa: 62-63) vahşeti şöyle anlatıyor: ”…Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı’ nın 1 kilometre batısında bir yere 2 Mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. Sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu. Ben Şuşa’ ya döndüm. Onlar Haç’ ın hatırı için savaşa devam ettiler.”

Vuslat Aliyev’e göre, Eylül 1991’de Karabağ bölgesi Ermeniler’ in eline geçmeden önce Hocalı’ da 7000 Azeri Türk yaşıyordu. Halkın Ermeni zulmünden kaçmasıyla, Azeri Türk nüfusu 3000’e düşen Hocalı sokakları, 25 Şubat’ı 26 Şubat’a bağlayan gece kan gölüne dönmüş ve Türk nüfusun 613’ ü vahşice öldürülmüştü. Bu arada 106 kadın, 63 çocuk ve 70 ihtiyarın başları kesilmiş, gözleri çıkarılmış, derileri soyulmuştu. Hamile kadınlar süngüyle delik deşik edilmişti.

O gece, insanlığa karşı en gaddar, en acımasız toplu terör olaylarından biri olan “Hocalı soykırımı” ile Azerbaycan kenti Hocalı, tarihin kara ve tozlu sayfalarında yerini almak üzere yeryüzünden silindi.

Türkiye’yi sözde ‘soykırım’ iddiaları ile suçlayan Ermenilerin, daha 14 yıl önce Hocalı’ da gerçekleştirdikleri katliam ile Milosevic’ in Temmuz 1995’de Bosna’da gerçekleştirdiği Srebrenitsa katliamı arasında ne fark var? Bilindiği gibi, Srebrenitsa katliamı Eski Yugoslavya Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nce ‘soykırım’ olarak kabul edildi.

Ancak malesef, ne biz ne de Azeriler ‘Hocalı soykırımı’ konusunda gerçekleri uluslararası arenada yeterince duyuramadık… Başta Ermenistan’ın bugünkü Devlet Başkanı ve ‘Hocalı soykırımı’ nın doğrudan sorumlusu olduğu açıkça bilinen Robert Koçaryan’ la birlikte, diğer sorumluların uluslararası hukuk çerçevesinde cezalandırılması için herhangi bir girişimde bulunmadık…

Halbuki, 7 Mayıs 2003’de, İngiltere’de yaşayan Azerileri temsil eden ‘Vatan’ örgütünün gönderdiği mektuba, Dışişleri Bakanlığı Uluslararası İşbirliği Komitesi’nden gelen cevabi mektupla, İngiliz Hükümeti’nin Hocalı katliamını çok taraflı olarak incelediği ve Ermeni askerlerin yaptıkları katliamı ‘insanlığa karşı işlenmiş bir suç’ olarak kabul ettiği belirtildi.

Ayrıca, ABD Kongresi’nin Uluslararası İlişkiler Komisyonu Üyesi Don Barton, Kongreyi ‘Hocalı soykırımı’ nı tanımaya çağırmış ve Temsilciler Kurulu’nun toplantısında yaptığı konuşmada, “Dünyadaki tüm toplumlar bunu bilmeli ve hatırlamalıdır. ABD Kongresi, Hocalı soykırımını tanımakla uluslararası toplumun uzun yıllardan beri bu konuyla ilgili sessizliğini bozacaktır.” demiştir.

Ne yazıktır ki, tarihin ve insanlığın bu en kanlı trajedisi Hocalı’ da yaşanırken ve üstelik masum insanların hunharca katledildiği cinayetin kanıtı niteliği taşıyan video kayıtları ve belgeleri de eldeyken, dünya kamuoyu yeterince bilgilendirilemeyerek yıllarca sonuç alınamamış, Hocalı vahşetinin, dünya devletleri ve uluslararası örgütlerce ‘soykırım’ olarak tanınması için gerekli adımlar atılmamıştır.

Ermenistan’ın kurulduğu ilk yıllarda sahip olduğu toprak parçası 9.000 km2 iken, bugün bu alanın 47.000 km2’ye nasıl ulastığı sorusu iyice irdelenmeli, işgal ettikleri ve ‘Hayastan’ adını verdikleri bu toprakların tamamının, Azerbaycan Türkleri’ nin toprağı olduğu unutulmamalıdır.

Amacım, eski olayları tazeleyip ‘kin ve intikam’ duygusunu körüklemek değil, bizim kültürümüzde bu gibi duygular hoş karşılanmaz…Sadece, son yüzyılda terörizmi kendine düstur edinerek komşularının topraklarına saldıranların ‘mağdur’ rolü oynaması ve “yüzlerce masum Azeri kadın ve çocuğu katledenlerin, ‘acele hırsız ev sahibini bastırır’ misali, bizi ‘soykırım’ la suçlaması çok zoruma gidiyor…”

26 Şubat 1992 gecesi olanların adını ister ‘soykırım’ koyun, isterseniz bu vahşete ‘katliam’ deyin, ama Hocalı’ da olanları asla unutmayın…”

Bugün Azerbaycan Ermeni işgali altındaki topraklarını kurtardı ve bu hain soykırım birçok ülkenin meclisinde katliam ve soykırım olarak kabul edilerek, hayatını kaybedenler insanlarımız anıldı ve acımıza bir nebze de olsa ortak oldular.

  • Dogecoin
Scan to Donate Dogecoin to DNox82jQRtxyeXEEdn9pF8rSDv4vRugfZF

Bizi Dogecoin ile destekleyin!

Silivri'nin Sesi hiçbir siyasi partiden ve siyasetçiden ilan ve para almamaktadır. Bağımsız yerel haberciliğin devamı için bize Dogecoin bağışlayarak destek olabilirsiniz.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

HAYAT

Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev Hayat’tır… Ercan Çakır; “Sayın Semih Tufan…

F-CIA’NIN HEDEFE KOYDUĞU İLK ASKER

Veli Paşa’yı önce paçavra gazetelerinde linç ettiler. Susurluk komisyonuna çağrıldı ama gitmedi…

XXI. ASIR YÜKSEK BİLİM SANAYİ TEKNOLOJİ YARIŞINDA; POLİTİKA VE STRATEJİ NASIL OLMALIDIR?

Tarihten bugüne 200 000 yıllık insanlık tarihinde doğru ve yanlışın mücadelesi ile…

BÜYÜK DAHİ ATATÜRK’TEN SONRA, 84 YIL KAN KAYBEDEN TÜRKİYE NASIL KURTULUR?

10 Kasım 1938, Atatürk’ün bu dünyadan ayrılmasını müteakip, 3700 Atatürk yanlısı yönetimden…

BİZ KİM MİYİZ?

Biz; Anadolu’da OĞUZ’ uz, Orta Asya bozkırlarında KIPÇAK, Doğu Türkistan’da KARLUK’ uz.…

HAYIR!

Dün “HAYIR” dedik, düşmanı defettik. Dün “HAYIR” dedik, işgali bitirdik. Dün “HAYIR”…

BİR HİKAYE BİR DERS

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.Meşrebin usulünce bundan sonra her…

HOCALI’DA NELER YAŞANDI?

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki…

İSTİNAF MAHKEMELERİ

Hukuk, ekonomi modelleri, insan hakları konularında birbiriyle yarışan gelişmiş ülkelerin uygulamalarından biri…