“İSTANBUL’DA DEPREM RİSKİ YÜZDE 64”

Kandilli Rasathanesi: “İstanbul’u kapsayan bölgede 2030’dan önce 7’den büyük deprem olasılığı yüzde 64. Olasılık 50 yıl içinde yüzde 75’e, 90 yıl içinde ise yüzde 95’e yükseliyor.”

Türkiye’nin güneyini ve Suriye’yi 6 Şubat’ta vuran depremler, Kuzey Anadolu fayının yakınında bulunan 16 milyon nüfuslu İstanbul’da deprem korkularını yeniden alevlendirdi. 

Ancak Kandilli Rasathanesi Deprem İzleme ve Değerlendirme Merkezi Müdürü Profesör Doğan Kalafat, AFP’ye verdiği röportajda megapolde yüksek olan deprem riskinin ülkenin güney doğusunu vuran depremler nedeniyle daha da artmadığını söyledi.

“İstanbul’da risk artmadı çünkü tamamen farklı sistemlerden bahsediyoruz” diyen Jeofizik Yüksek Mühendisi, son 7.7 büyüklüğündeki sarsıntının Doğu Anadolu fayı olarak adlandırılan başka bir fay üzerinde gerçekleştiğini söyledi.

Son yıllarda apartman blokları ve gökdelen sayısının hızla arttığı İstanbul’un büyük bir depreme karşı hazırlıklı olup olmadığı konusundaysa uzman umut vaad edemiyor. Birçok mahallenin yumuşak zemin üzerine inşa edildiğinin altını çizen Kalafat, ayrıca inşaatlarda da kalitesiz çimento kullanıldığını sözlerine ekliyor.

“6 Şubat’tan beri 9 bin artçı kaydedildi”

İstanbul’u “çok fazla kötü inşa edilmiş binaya sahip çok büyük bir şehir” olarak tanımlayan yüksek mühendis, olası büyük bir depremi beklerken “zamanın iyi değerlendirilerek sağlam zemin üzerine depreme dayanıklı evler inşa edilmesi” gerektiğini vurguluyor.

1868’de kurulan Kandilli Rasathanesi’nde toplam 110 bilim insanı, 43 bin 500’den fazla insanın ölümüne yol açan yıkıcı depremlerden bu yana oluşan artçı sarsıntıları sekiz saatlik vardiyalarla 24 saat takip ediyor. 

“6 Şubat’tan bu yana Türkiye’de dokuz bin artçı deprem meydana geldi” diyen Kalafat, bu sayıya normal zamanlarda yedi ila sekiz ayda ulaşıldığını ifade ediyor. Kalafat’ın hesaplamalarına göre İstanbul’u da içine alan bölgede 2030’dan önce 7’den büyük bir depremin meydana gelme olasılığı yüzde 64’te bulunuyor. Bu olasılık 50 yıl içinde yüzde 75’e, 90 yıl içinde ise yüzde 95’e yükseliyor. 

“Erken uyarı sisteminin kazandırabileceği 7-8 saniye yeterli değil”

Günümüz teknolojisiyle bile bir depremin ne zaman gerçekleşeceğini önceden tahmin etmenin mümkün olmadığını söyleyen bilim insanı, bununla birlikte “Belli bir hata payıyla depremin nerede meydana gelebileceğini ve ne büyüklükte olabileceğini gösterebiliyoruz” diyor.

Kandilli Rasathanesi’nin deprem erken uyarı sistemi geliştirdiğini söyleyen Kalafat, bununla birlikte İstanbul’un fay hattına çok yakın olması nedeniyle deprem olmadan uyarı yapılması durumunda bile milyonlarca kişinin kurtulmak için yeterli zamanı olmayacağını ifade ediyor. 

“Erken bir uyarı en fazla 7 ila 8 saniye kazandıracaktır ki bu da insanların güvenli bir yere ulaşması için yeterli bir süre değildir. Buna karşılık, böyle bir sistem, fay hattından daha uzakta bulunan ve 11 Mart 2011’deki yıkıcı deprem ve tsunaminin vurduğu Japonya’nın Tohoku bölgesinde 45 saniyeden fazla zaman kazandırabilir. Ama orada vatandaşlara uyarı mesajı gönderebiliyorsunuz. Burada böyle bir imkanımız yok” diye yakınıyor.

Kaynak: EuroNews & AFP

Total
0
Share