Seçim Öncesi Bir Kuru Gürültü

Depremiydi, seliydi, felaketiydi, ‘daha kötüsü başımıza ne gelebilirdi?’ derken, yazmayalı uzunca bir vakit oldu.
İzledik, okuduk, dinledik; ne yazık ki, bir adım öteye geçemedik.
Gündem fokur fokur hızla kaynaya dursun; satır başlıkları ilginç şekilde değişiyor.

TBMM berberinin milletvekili adaylığı sonrası goygoyları mı dersin, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın diplomasının yayınlanması ardından Hatay’daki depremzedelere oyuncak fırlatması mı? Yoksa Muharrem İnce’nin 100 bin oyla Cumhurbaşkanı adayı olması mı? Her an her şey olabilitesi yüksekliğiyle, güzel ülkemde ne ararsan var.

Sorası geliyor insanın, onca felaketin ardından hiç utanmadınız mı? Bir istifa bile gelmedi. Ayağında bir botu dahi olmayan çocukların sel felaketinin ardından yanında montuyla botuyla gezerken, nasıl caka satabildiniz? diye. Oyuncak mı, eşya yardımı mı daha zaruriydi? Hafızalara kazınan ‘çay fırlatma’ görüntülerine bir yenisini daha eklemek gerekli miydi?

Erdoğan: (Hatay’da) “Burası CHP’li demedik. Bunlar da vatandaşımız dedik” açıklamalarında bulundu. Sonrasında depremzede çocuklar için seçim otobüsünden oyuncak fırlatmayı uygun gördü. “Bunlar da” derken bir -de eki bile çok şey ifade ediyordu oysa.

Köprüden önceki son çıkışlar nahoştur. Öyle ki, ilk kez bu kadar gencinden yaşlısına isyan eden, kurtulmak isteyen ve bir o kadar umut dolu bir halk görüyoruz. İçimize su serpiliyor. Diğer bir yandan kuru bir gürültü, uğultudan ötesi değil. Bir nevi son çırpınışlar. Seçimlere 51 gün kala ümidimizi yitirmeden yola devam(!)

Total
0
Share