Eğitime sürekli ideolojik yaklaşan hükümet yüzünden her icraat hüsranla sonuçlanıyor. Liyakatsiz kadrolar eğitim alanında görevlendirilmeye devam ediliyor. Hızla gelişen dünyaya uyum sağlayamıyoruz. Bir türlü başarılı bir sistem inşa edemedik, kültürümüzle dünya değerlerini harmanlayamadık.

Hükümet; bakanlık ve YÖK’ ü kendi çıkarları için sürekli reform etti ve ediyor. Adalet ve eşitlik, aynı kitaptaki gibi kendileri için “bazı insanlar daha fazla eşittir.” e geldi. Biz bu düzenin anarşisi içinde uslu uslu oturmalıyız.

Üniversitelerde dahi bir şey öğrenemiyoruz; öğretmen anlatıyor, iyi ezberleyen başarılı oluyor. Ezberleme, verilen ödevleri yapma, anlatılanı öğrenmeden sadece hatırlama üzerine kurulu çağdışı bir eğitim modeliyle dünya ile nasıl yarışabiliriz; uluslararası testlerde Türkçe’ yi anlamakta yetersiz kalıyoruz.

Okullar ve üniversiteler öğrencinin yeri belli olsun diye var, eski bilgileri eski usullerle anlatmak için var, evde kimse yokken öğrenci de okulunda olsun diye var. Aktif olmak, özerk olmak, öğrendiği bir şeyi sıcağı sıcağına uygulayabilecek bir ortam ise en önemlileri. Bir öğrenciyi gerçek hayata hazırlama; zaman kontrolü, ne-ne zaman-neden yapılır, planlama, ekip çalışması, ekibi içinde bireysel çalışma yeteneğini sağlamak gibi esaslarla sağlanır.

Bireysellik ve özerklik okullarda verilmesi gereken en önemli disiplindir. Çocuklarımız okuldayken mutlu ve özgür olamadıkları için okula da gelmiyorlar. Devamsızlığın çok olduğu, bakanlık kararlarıyla görmezden gelindiği bir ülkedeyiz.

Biraz önce de belirttiğim gibi eğitim sistemimiz ezbere dayalı bir durumda, halbuki öğrendiğimizi uyarlamamız gerekiyor. Sınavdan sonra ezberlediklerimizi unutuyoruz gidiyor. Üniversitelerde de durum aynı; aldığı bir disiplinin, bir konunun hayatın hangi aşamasında karşımıza çıkacağı veya çıkıp çıkmayacağı belli değil. Bir vizyon oluşturamıyoruz, hangi engellerde hangi tecrübelerden yararlanacağımızı öğrenemiyoruz. Yeter ki sınav sorularının cevaplarını iyi hatırlayalım, dersi verelim.

Hükümet değiştikçe; bütün yöneticiler, bürokratlar, devletin işleyişi ve tabi ki eğitim müfredatı da değişir. Halkın fakir çocukları değişmez; hükümet istedi diye evine en yakın imam hatip okuluna da gider, gerekirse savaşa girer ve can verir. Hükümetin bütün borçlarını yüklenir.

Biraz kafasını kaldıran, sorgulayan öğretmeni de hükümet sürgün eder, ihraç eder. Eğitimsen’ i Eğitimbirsen’ e kırdırır. Oysa mutlu ve özgür olan öğretmen, mutlu nesiller yetiştirir. Her öğrencisinin hangi yeteneklerini olduğunu bilir ve onu başarıya yönlendirir, eksik yanlarını kapatmasına yardımcı olur. Yoksa öğrenciler tek tip, vasat, beceriksiz yetişir.

Çocuklarımız ilgi alanlarını biliyor mu, hangi konularda eksik olduklarını biliyor mu, biz onlarla bunları konuşuyor muyuz? Başarısızsın, çalışmıyorsun deyip geçiyoruz.

Bizim eğitim sistemimiz maalesef; kalabalık sınıflarda bir yandan onları susturmaya çalışarak, farklı öğrencilere aynı dersleri zorla öğretmek üzerine kurulu. Çocuklarımız arkadaşlarıyla kaynaşamıyor, kendini hep eksik ve başarısız görüyor, mutlu olamayan kendini hep ezik gören nesiller gelmeye devam ediyor.

Seçimler yaklaştıkça atama haberleri, ek gösterge haberleri artmaya başlıyor. Halbuki öğretmenlerimiz enflasyona yenik düştü, evini zar zor geçindiriyor. Bunlara bir çözüm bulundu mu? Her şehre üniversiteler açıldı; liyakat var mı, hakkaniyet var mı? Kadrolaşma ve torpil her alanda olduğu gibi hızla devam ediyor. Sadece hayal satıyorlar; biraz esnaf, biraz emlakçılar kazanıyor. Mezun olan öğrenci gerçek hayat yarışını görünce sudan çıkmış balığa dönüyor adeta.

Teknoloji çağına ayak uyduramıyoruz, eğitim sistemi sürekli değişiyor, dünya ile aramızdaki makas açılıyor, biz bu teknolojiye ayak uydurmak bir kenara dursun değişimi bile anlayamıyoruz.

Çağdaşlaşma hareketlerini hatırlıyor musunuz, her öğrenciye bir tablet “FATİH” projesini? Liyakatsizlik ve müsriflikten bir büyük proje çöpe atıldı. İnsanları asimile edememe korkusuyla yenilikleri takip etmiyoruz. Okumuş insana düşman olduğumuz için işte bu kadar okutuyoruz. Eğitim sisteminde yenilik bizler için akıllı tahtalarda ibaret.

Bu zihniyet; insan sevgisi, bireysellik, bağımsızlık, ifade etme gibi değerleri bilmez. Bu zihniyet; sorgulamayan, bağımlı kişikli, her istenileni yapan, yetmiş küsür yaşındaki adamlara siyaseti teslim eden nesiller istiyor. Eğitim şart!

Felsefe, tarih, din gibi yoruma açık dersler tek bir bakış açısıyla öğretiliyor. Toplum mühendisliği böyle yapılıyor. MEB özgür düşünce ve aydınlanmanın en büyük düşmanıdır. Hükümet için beyin yıkama ve oy toplama aracıdır.

Yazımın birinci kısmının sonu…

Saygılarımla

  • Dogecoin
Scan to Donate Dogecoin to DNox82jQRtxyeXEEdn9pF8rSDv4vRugfZF

Bizi Dogecoin ile destekleyin!

Silivri'nin Sesi hiçbir siyasi partiden ve siyasetçiden ilan ve para almamaktadır. Bağımsız yerel haberciliğin devamı için bize Dogecoin bağışlayarak destek olabilirsiniz.

Şunlar da hoşunuza gidebilir

HAYAT

Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev Hayat’tır… Ercan Çakır; “Sayın Semih Tufan…

F-CIA’NIN HEDEFE KOYDUĞU İLK ASKER

Veli Paşa’yı önce paçavra gazetelerinde linç ettiler. Susurluk komisyonuna çağrıldı ama gitmedi…

XXI. ASIR YÜKSEK BİLİM SANAYİ TEKNOLOJİ YARIŞINDA; POLİTİKA VE STRATEJİ NASIL OLMALIDIR?

Tarihten bugüne 200 000 yıllık insanlık tarihinde doğru ve yanlışın mücadelesi ile…

BÜYÜK DAHİ ATATÜRK’TEN SONRA, 84 YIL KAN KAYBEDEN TÜRKİYE NASIL KURTULUR?

10 Kasım 1938, Atatürk’ün bu dünyadan ayrılmasını müteakip, 3700 Atatürk yanlısı yönetimden…

BİZ KİM MİYİZ?

Biz; Anadolu’da OĞUZ’ uz, Orta Asya bozkırlarında KIPÇAK, Doğu Türkistan’da KARLUK’ uz.…

HAYIR!

Dün “HAYIR” dedik, düşmanı defettik. Dün “HAYIR” dedik, işgali bitirdik. Dün “HAYIR”…

BİR HİKAYE BİR DERS

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.Meşrebin usulünce bundan sonra her…

HOCALI KATLİAMI TANINMALI

Hocalı Katliamı’ na dikkat çekmek istiyorum. Bütün dünyanın sözde Ermeni Soykırımı yalanı…

HOCALI’DA NELER YAŞANDI?

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki…